Renkli evleri, eski kömür madenleri ve uçsuz bucaksız kutup doğasıyla Longyearbyen, dünyanın en kuzeyindeki kalıcı şehir yaşamlarından birini sunar.
Neden ilginç?
Çünkü Longyearbyen’de yılın bir bölümünde güneş hiç doğmaz, başka bir bölümündeyse hiç batmaz. Şehir sınırlarının birkaç adım ötesi ise kutup ayılarının yaşayabildiği gerçek Arktik doğadır.
Şehrin geçmişi kömür madenciliğine dayanır. Amerikalı John Munro Longyear’ın öncülüğünde 1905’te başlayan madencilik faaliyetleri yerleşimin gelişmesini sağlamış; dağ yamaçlarındaki eski maden girişleri ve ahşap taşıma kuleleri bugün şehrin endüstriyel geçmişini hatırlatan simgelere dönüşmüştür.
Yaklaşık 14 Kasım–29 Ocak arasında kutup gecesi yaşanır ve güneş gün boyunca ufkun altında kalır. Buna karşılık yaklaşık 20 Nisan–23 Ağustos döneminde gece yarısı güneşi görülür; güneş haftalar boyunca hiç batmaz. Bu nedenle Longyearbyen aynı sokakları bir mevsimde sürekli karanlıkta, diğerinde ise kesintisiz gün ışığında gösterir.
Longyearbyen günümüzde madencilik geçmişini; turizm, kutup araştırmaları ve doğa etkinlikleriyle birleştirir. Köpekli kızak, kar motosikleti, buz mağarası ve tekne turları şehir dışındaki Arktik dünyayı keşfetmenin başlıca yollarıdır. Ancak yerleşim sınırlarının dışına yerel rehber ve uygun kutup ayısı güvenliği olmadan çıkılmamalıdır.
Coastolia Notu
Kuzey ışıkları garanti değildir; açık gökyüzü ve uygun güneş hareketliliği gerekir. Rüzgâr geçirmeyen kıyafet, termal katman, sıcak bot ve eldiven olmadan kutup soğuğuna güvenme. Burada “iki dakika dışarı çıkarım” cümlesi bile katmanlı giyinmelidir.