Okyanustan kayalıklarla ayrılmış tropik bir gölün içinde yaşayan altın renkli denizanaları, gün boyunca güneş ışığını takip ederek topluca yer değiştirir ve yüzücülere başka bir dünyaya aitmiş gibi görünen eşsiz bir su altı manzarası sunar.
Neden ilginç?
Çünkü göldeki altın denizanaları rastgele sürüklenmez; dokularında yaşayan mikroskobik alglerin güneş ışığına ulaşabilmesi için her gün gölün bir tarafından diğerine göç eder. Üstelik sanılanın aksine tamamen iğnesiz değildirler; avlanmak için yakıcı hücrelere sahiptirler, ancak etkileri son derece hafiftir ve çoğu insan tarafından hissedilmez.
Jellyfish Lake dışarıdan bakıldığında sıradan bir tropik gölü andırır. Çevresini yoğun bitki örtüsü ve kireçtaşı kayalıkları sarar; suyun kenarlarında mangrov kökleri uzanır. Ancak bu göl tamamen tatlı su değildir. Okyanusla doğrudan görülebilen açık bir kanalı bulunmasa da kayaların içerisindeki küçük çatlaklar, tüneller ve gözenekler aracılığıyla çevredeki denizle bağlantısını sürdürür. Gelgit hareketleri göle gecikmeli ve zayıflamış biçimde ulaşır.
Palau’nun kayalık adalarında bulunan bu tür su kütlelerine “deniz gölü” adı verilir. Bazıları okyanusla güçlü bağlantıya sahip olduğu için tepeden tabana kadar karışırken, Jellyfish Lake gibi daha yalıtılmış olanlar farklı su katmanlarına ayrılır. Gölün yüzeyi yağmur sularından etkilenir; derinlerdeki tuzlu ve ağır su ise büyük ölçüde yerinde kalır. Böylece üst ve alt tabakaların birbirine karışmadığı, bilimsel olarak meromiktik olarak adlandırılan sıra dışı bir sistem meydana gelir.
Göl yaklaşık 400 metre uzunluğa ve 30 metre derinliğe sahiptir. Yaşamın yoğun olduğu üst bölüm oksijen içerirken, yaklaşık 13–15 metre derinlikte pembe renkli bir bakteri katmanı başlar. Bu sınırın altında ışık ve oksijen yoktur; dip suyunda zehirli hidrojen sülfür bulunur. Bu nedenle göl, yüzeyde huzurlu bir tropik havuz gibi görünürken derinliklerinde canlıların çoğu için ölümcül olan tamamen farklı bir dünya saklar.
Jellyfish Lake’in en tanınmış sakini, Mastigias papua etpisoni adı verilen altın denizanasıdır. Bu topluluk yalnızca bu gölde yaşayan kendine özgü bir alt türdür ve adını Palau’nun eski devlet başkanlarından Ngiratkel Etpison’dan almıştır. Rock Islands bölgesindeki başka deniz göllerinde de altın denizanasının farklı alt türleri bulunur; ancak her topluluk yaşadığı gölün sıcaklığına, tuzluluğuna, ışık düzenine ve izolasyonuna göre farklı özellikler geliştirmiştir.
Altın denizanalarının bronz ve sarıya yaklaşan rengi yalnızca dış görünümlerinden kaynaklanmaz. Dokularının içinde zooxanthellae olarak bilinen mikroskobik algler yaşar. Algler güneş ışığını kullanarak fotosentez yapar ve ürettikleri enerjinin bir bölümünü denizanasıyla paylaşır. Denizanası da hareket ederek algleri ışığa taşır. Böylece biri barınak ve ulaşım, diğeri enerji sağlayan iki farklı canlı arasında karşılıklı yarara dayanan olağanüstü bir ortaklık kurulur.
Bu ortaklık, gölün en etkileyici doğa olayının da nedenidir. Güneş doğduğunda denizanaları aydınlık suyu takip ederek gölün doğu tarafına doğru ilerlemeye başlar. Kayalıkların ve ağaçların oluşturduğu gölge çizgisine ulaştıklarında dururlar. Öğle saatlerinden sonra güneş yön değiştirdikçe bu kez batıya doğru yüzmeye başlarlar. Güneşli günlerde aynı yöne ilerleyen büyük topluluklar, suyun altında altın renkli hareketli bir duvar meydana getirebilir.
Bu günlük göç yalnızca alglerin ışık ihtiyacını karşılamaz. Gölün kıyı kesimlerinde, denizanalarıyla beslenen Entacmaea medusivora adlı denizşakayıkları yaşar. Güneşi takip ederek gölgeli kenarlardan uzak duran denizanaları, bu doğal avcılara yakalanma riskini azaltır. Böylece ziyaretçilere şiirsel görünen toplu hareket, gerçekte beslenme ile hayatta kalma arasındaki hassas bir dengenin sonucudur.
Jellyfish Lake hakkında en yaygın yanlış bilgi, buradaki denizanalarının yakma yeteneğini tamamen kaybettiğidir. Gerçekte altın denizanalarının plankton yakalamak için kullandığı yakıcı hücreleri hâlâ vardır. Ancak bu hücrelerin insanlar üzerindeki etkisi son derece zayıftır ve çoğu ziyaretçi temas hâlinde herhangi bir şey hissetmez. Çok hassas ciltlerde hafif bir kaşıntı veya batma oluşabileceği için canlıları bilerek tenin üzerine sürmek yine de doğru değildir.
Denizanalarının gövdeleri büyük ölçüde sudan oluşur ve son derece narindir. Hızlı yüzmek, sert palet darbeleri atmak, canlıları kaldırmak veya sıkıştırmak ciddi yaralanmalara yol açabilir. Jellyfish Lake deneyiminin amacı denizanalarına dokunmak değil, onların arasında mümkün olduğunca sakin ve zarar vermeden hareket etmektir. Koruma kuruluşları ziyaretçilere yavaş yüzmelerini ve göle dışarıdan taş, kabuk veya başka deniz canlıları taşımamalarını özellikle önerir.
Gölün denizanası sayısı sabit değildir. Su sıcaklığı, yağış, tuzluluk, rüzgâr ve El Niño gibi büyük iklim olayları nüfusu belirgin biçimde değiştirebilir. 2015–2016 dönemindeki aşırı sıcaklık ve kuraklık sonucunda altın denizanalarının yetişkin bireyleri neredeyse tamamen ortadan kaybolmuş; göl ziyaretçilere kapatılmıştır. Su sıcaklığının düşmesi ve koşulların iyileşmesiyle genç denizanaları yeniden görülmeye başlamış, göl 2018’in sonunda ziyaretçilere tekrar açılmıştır.
Bu kayboluş, denizanalarının gölü tamamen terk ettiği anlamına gelmiyordu. Göl duvarlarının yaklaşık 10 metre derinliğinde yaşayan ve yalnızca birkaç milimetre büyüklüğünde olan polipler, yaşam döngüsünün görünmeyen aşamasını oluşturur. Uygun sıcaklık ve çevre koşulları geri geldiğinde bu polipler yeni genç denizanaları üretmeye başlayabilir. Bu nedenle gölün toparlanma gücü, ziyaretçilerin gördüğü yetişkinlerden çok kayalıkların altında saklanan küçük yaşam evresine bağlıdır.
Yine de toparlanma sonsuz değildir. Coral Reef Research Foundation, göl suyu sıcaklığının altın denizanası bolluğunu etkileyen temel faktör olduğunu belirtiyor. Su ısındığında denizanalarının sayısı düşebilir, renklerini sağlayan algler zarar görebilir ve yeni birey üretimi durabilir. Yoğun yağış, uzun kuraklık ve rüzgâr koşulları da gölün tuzluluk ve sıcaklık katmanlarını değiştirerek bütün ekosistemi etkileyebilir.
Bu nedenle internette görülen, suyun neredeyse tamamen denizanalarıyla dolu olduğu görüntüler her ziyaret günü için garanti edilemez. Bazı dönemlerde geniş ve yoğun topluluklarla karşılaşılırken bazı zamanlarda denizanaları gölün farklı bir bölümünde toplanabilir veya sayıları belirgin biçimde azalabilir. Bulutlu günlerde güneşi yön işareti olarak kullanamadıkları için gölün içine daha dağınık biçimde yayılabilirler.
Jellyfish Lake’in bulunduğu Rock Islands Southern Lagoon, 2012 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Bu unvan yalnızca denizanası gölünü değil; yaklaşık 100.200 hektarlık alana yayılan 445 kireçtaşı adasını, mercan resiflerini, deniz göllerini, tarihî yerleşim izlerini ve son derece zengin deniz yaşamını kapsar. Jellyfish Lake bu geniş koruma alanının en tanınmış parçalarından biridir; tek başına ayrı bir Dünya Mirası alanı değildir.
Rock Islands’ın mantarı andıran adaları, denizden yükselen ormanlarla kaplı yeşil kubbeler gibi görünür. Bu adaların içinde saklanan deniz gölleri, birbirine yakın olmalarına rağmen farklı sıcaklık, tuzluluk ve oksijen koşullarına sahiptir. Bu nedenle bölge, izolasyonun canlıları nasıl değiştirdiğini inceleyen bilim insanları için doğal bir laboratuvar kabul edilir. UNESCO kayıtları, bölgede dünyadaki en yoğun deniz gölü topluluğunun bulunduğunu belirtir.
Jellyfish Lake’e yapılan ziyaret yalnızca suya girme deneyiminden oluşmaz. Tekneler doğrudan gölün kıyısına ulaşamaz; ziyaretçiler adanın kıyısındaki iskeleden iç kesime geçerek yoğun bitki örtüsü ve kireçtaşı arazi arasından göle ulaşır. Ardından maske ve şnorkelle yüzeye yakın biçimde ilerlenir. Tüplü dalış ise zehirli alt su katmanı nedeniyle kesin olarak yasaktır.
Gölün güzelliği, insanı çevreleyen canlıların çokluğundan daha fazlasıdır. Altın renkli gövdelerin suyun içinde sessizce açılıp kapanması, güneş ışığının üzerlerinde kırılması ve bütün topluluğun aynı yöne doğru ilerlemesi, zamanın yavaşladığı hissini verir. Burada denizanaları ziyaretçilerin etrafında dönmez; ziyaretçi birkaç dakikalığına onların günlük yolculuğunun içine kabul edilir.
Jellyfish Lake’ten ayrılırken akılda kalan yalnızca denizanalarıyla yüzülmüş olması değildir. Yüzeyde güneşin peşinden giden milyonlarca narin canlı, birkaç metre aşağıda oksijenin tamamen bittiği karanlık su ve bütün sistemi etkileyebilen küçük bir sıcaklık değişimi aynı gölün içinde bulunur. Burası güzelliğin büyüklükten değil, hassas dengelerin uzun süre korunabilmesinden doğduğunu gösterir.
Coastolia Notu
Göl hâlen Koror State tarafından ziyaretçilere açık deniz gölü olarak tanıtılıyor; ancak denizanası yoğunluğu hava ve su sıcaklığına göre değişebilir. Özellikle bu deneyim için Palau’ya gidiyorsan tur operatörüne yalnızca “göl açık mı?” diye değil, yakın günlerde denizanası gözlemlerinin nasıl olduğunu da sor. Gölün açık olması, fotoğraflardaki yoğunluğun garanti edildiği anlamına gelmez.
Tüplü dalış yapma ve serbest dalışla derine inmeye çalışma. Ziyaretçiler oksijen bulunan üst su tabakasında kalmalıdır; yaklaşık 13 metreden sonra başlayan oksijensiz bölüm zehirli hidrojen sülfür içerir. Su berrak ve sakin göründüğü için derinliğin güvenli olduğu yanılgısına kapılma. Bu gölde aşağısı daha güzel değil, yalnızca daha tehlikelidir.
Yüzeye girmeden önce ceplerini tamamen boşalt. Başka bir deniz alanından taş, kabuk, kum veya canlı taşımak göle yabancı türlerin girmesine neden olabilir. Palet kullanılıyorsa küçük ve yavaş hareketler yap; denizanalarına elle yol açmaya çalışma, onları sudan çıkarma ve fotoğraf için bir araya toplama.
Güneşten korunmak için öncelikle uzun kollu yüzme kıyafeti ve fiziksel koruma kullan. Gerekliyse Palau kurallarına uygun resif dostu güneş kremini göle girmeden en az 30 dakika önce uygula; şişeyi göle taşıma. Palau, oksibenzon ve oktinoksat dâhil deniz yaşamına zarar veren belirli kimyasalları içeren güneş koruyucularını yasaklayan düzenlemeler uyguluyor.
Sabah güneşli havalarda denizanalarının gölün doğu yönündeki gölge sınırına doğru toplandığı görülebilir. Öğleden sonra batıya yönelirler. Ekim–mart döneminde topluluk daha çok güney tarafında, mayıs–ağustos arasında kuzey tarafında, nisan ve eylülde ise gölün merkezine yakın hareket edebilir. Fakat bulutlu havalarda bu düzen belirginliğini kaybedebilir.
Açık yara, ciddi denizanası alerjisi veya aşırı hassas cilt sorunun varsa suya girmeden önce rehbere bilgi ver. Yakıcı etkileri çoğunlukla hissedilmeyecek kadar hafif olsa da “zararsız” sözcüğünü “canlılara istediğim gibi dokunabilirim” şeklinde yorumlama. Göl akvaryum değil; sen de camın dışındaki müşteri değilsin.