Rif Dağları’nın yamaçlarına kurulan Şafşavan; maviye boyanmış evleri, taş merdivenleri, dar sokakları ve sakin meydanlarıyla Fas’ın en sıra dışı şehir manzaralarından birini sunar.
Neden ilginç?
Çünkü burada mavi yalnızca birkaç kapıda veya süsleme üzerinde kullanılmaz; duvarlardan merdivenlere, kemerlerden pencere çevrelerine kadar bütün eski şehir farklı mavi tonlarına bürünür. Gün ışığı değiştikçe aynı sokak sabah soluk mavi, öğlen parlak turkuaz, akşam ise mora yaklaşan bambaşka bir renkte görünür.
Şafşavan’ın şehir olarak gelişiminin başlangıcı 1471 yılına uzanır. Fas Kültür Bakanlığının kayıtlarına göre bugün Uta el-Hammam Meydanı’nın yanında bulunan kasbah, Emir Ali Ben Rached döneminde bu tarihte inşa edilmiştir. Başlangıçta savunma amacı taşıyan yerleşim, zamanla çevredeki toplulukların ve Endülüs’ten Kuzey Afrika’ya gelen insanların katkısıyla büyüyerek dağların arasında yaşayan bir kültür merkezine dönüşmüştür.
Eski şehrin mimarisinde Kuzey Fas’ın yerel yapı gelenekleriyle Endülüs etkileri yan yana görülür. Kireçle kaplanmış duvarlar, küçük iç avlular, kemerli kapılar, ahşap ayrıntılar ve kırmızı kiremitli çatılar, mavi rengin arkasında çoğu zaman gözden kaçan zengin bir mimari dil oluşturur. Şafşavan Medinası üzerine yapılan akademik çalışmalar da buradaki geleneksel yapı kültürünü, korunması gereken önemli bir mimari bilgi birikimi olarak değerlendirir.
Şehrin neden maviye boyandığı konusunda ise kesinliği tartışmasız tek bir açıklama bulunmaz. En çok anlatılan görüşlerden biri, 20. yüzyılda bölgeye yerleşen Yahudi topluluklarının maviyi gökyüzünü ve maneviyatı hatırlatan bir renk olarak kullanmaya başlamasıdır. Bazı anlatılarda mavinin serinlik hissi verdiği, böcekleri uzaklaştırdığı veya şehri çevresinden ayıran görsel bir kimlik oluşturduğu söylenir. Günümüzde kesin olan şey, mavinin tarihsel anlamının ötesine geçerek Şafşavan’ın ortak şehir kimliğine dönüşmüş olmasıdır.
Medinanın merkezinde bulunan Uta el-Hammam Meydanı, şehrin günlük hayatının toplandığı ana noktadır. Meydanın bir tarafında tarihî kasbah, diğer taraflarında kafeler, küçük lokantalar ve çarşı sokaklarına açılan geçitler bulunur. Kasbahın bahçeleri, surları ve günümüzde sergilere ayrılan bölümleri, mavi sokakların dışında Şafşavan’ın tarihini anlamak için en önemli duraklardan biridir. Fas Ulusal Turizm Ofisi, yapının bahçelerini ve müze niteliğindeki koleksiyonlarını medinanın başlıca kültür noktaları arasında gösterir.
Meydandan uzaklaşıp medinanın içine girildiğinde belirli bir rota izlemek zorlaşır. Sokaklar bazen dar bir kemerin altından geçer, bazen birkaç basamak sonra küçük bir meydana açılır, bazen de hiçbir uyarı vermeden bir evin kapısında sona erer. Şafşavan’ın güzelliği, tek bir anıtta değil, bu sokakların içinde kendiliğinden karşılaşılan ayrıntılarda saklıdır: Boyanmış taş basamaklar, pirinç kapı tokmakları, duvarlara asılan dokumalar, çiçek saksıları ve gölgede uyuyan kediler şehrin görsel hafızasını oluşturur.
Medinanın doğu tarafındaki Ras el-Maa, dağlardan gelen suyun şehirle buluştuğu noktadır. Geçmişte su kaynağı ve geleneksel yıkama alanı olarak kullanılan çevre, bugün hem yerel halkın hem de ziyaretçilerin dinlendiği hareketli bir geçiş bölgesidir. Buradan başlayan yokuş yukarı patika, şehre tepeden bakan ve günümüzde seyir noktası olarak kullanılan İspanyol Camisi’ne ulaşır. Gün batımında mavi evlerin dağın yamacına nasıl yayıldığını görmek için şehrin en etkileyici manzaralarından biri buradan izlenebilir.
Şafşavan yalnızca mavi sokaklardan oluşan bir fotoğraf şehri değildir. Medinanın dükkânlarında Rif Dağları’na özgü dokumalar, yün giysiler, renkli kilimler, deri ürünleri, sepetler, ahşap eşyalar ve el yapımı süslemeler satılır. Ürünlerin çoğu dükkânların içinden çok mavi duvarların üzerine sergilenir; böylece çarşı ile sokak manzarası birbirine karışır. Fas’ın resmî turizm tanıtımlarında da şehir, geleneksel dokuma ve çömlekçilik kültürüyle öne çıkarılır.
Şehrin çevresindeki Rif coğrafyası, medinanın sakin görünümünden çok daha vahşi bir doğaya sahiptir. Talassemtane Millî Parkı ile Bouhachem Doğa Parkı; sedir, köknar ve çam ormanlarının yanı sıra yürüyüş rotalarını, dağ köylerini ve kayalık vadileri korur. Akchour çevresindeki şelaleler ile yaklaşık 25 metre yüksekliğinde doğal bir kaya kemeri olan Pont de Dieu, yani Tanrı Köprüsü, Şafşavan’dan yapılan en bilinen doğa gezileri arasındadır.
Akchour’un yürüyüş parkurları şehir sokaklarından tamamen farklı bir hazırlık gerektirir. Mesafeler haritada kısa görünse de kayalık zemin, sıcaklık ve su seviyeleri yürüyüşün zorluğunu değiştirebilir. Özellikle yağış sonrasında bazı geçişler kayganlaşabilir; yaz aylarında ise gölgeli alanların dışında sıcaklık yorucu olabilir. Bu nedenle Şafşavan gezisiyle doğa yürüyüşünü aynı gün plansız biçimde birleştirmek yerine ayrı zaman ayırmak daha sağlıklı bir seçimdir.
Şafşavan’ın mutfağı da Rif Dağları’nın tarım ve hayvancılık geleneğini taşır. Bölgenin en bilinen ürünlerinden biri taze keçi peyniridir. Bunun yanında sebzeli veya etli tajinler, harira çorbası, bakliyatla hazırlanan bissara, kuskus, zeytin, ev ekmeği ve nane çayı sofralarda sık görülür. Yemekler yoğun baharata boğulmaktan çok zeytinyağı, otlar, bakliyat ve yavaş pişirme yöntemleriyle derinlik kazanır.
Şafşavan’da günün farklı saatleri farklı bir şehir gösterir. Sabah erken saatlerde sokaklar daha sessizdir ve yumuşak ışık mavi duvarlardaki dokuları ortaya çıkarır. Gün içinde çarşılar hareketlenir, merdivenler ve popüler fotoğraf noktaları kalabalıklaşır. Akşam olduğunda ise günübirlik ziyaretçilerin ayrılmasıyla şehir yeniden yavaşlar; Uta el-Hammam çevresindeki konuşmalar, yemek kokuları ve dağlardan gelen serin hava medinanın gerçek ritmini hissettirmeye başlar.
Şafşavan’dan geriye yalnızca mavi duvarların fotoğrafları kalmaz. Şehir, rengin bir yapıyı süslemekten çıkıp bütün bir yerleşimin karakterine dönüşebileceğini gösterir. Burada mavi tek başına bir renk değildir; sokakları birbirine bağlayan, eski ile yeniyi aynı görüntüde buluşturan ve şehrin hafızasını görünür hâle getiren ortak bir dildir.
Coastolia Notu
Mavi merdivenlerin ve süslü kapıların büyük bölümü turistik dekor değil, insanların gerçek evleridir. Bir kapının önünde uzun süre çekim yapmak, özel merdivenlere izinsiz çıkmak veya ev sakinlerini habersiz fotoğraflamak doğru değildir. Fotoğraf çekmeden önce izin iste; Şafşavan güzel bir fon olabilir ama orada yaşayan insanlar dekor değildir.
Medina eğimli, taş döşeli ve yer yer oldukça dik olduğundan kaymayan ayakkabı kullan. Büyük bavulla eski şehrin içine girmek yorucu olabilir; konaklayacağın yerin araçla ulaşılabilen en yakın noktayı önceden öğren. Sokaklar birbirine benzese de şehir merkezi küçüktür; kaybolmak genellikle sorun değil, Şafşavan deneyiminin ücretsiz bir parçasıdır.
Akchour’a gideceksen ulaşımı ve dönüş saatini önceden planla. Patikaya yalnızca şehirde gördüğün sandaletle çıkma; su, güneş koruması ve uygun ayakkabı bulundur. Yağış, akıntı veya park koşulları uygunsuzsa rotayı ertele. Mavi şehir ertesi gün de yerinde olur; bileğin aynı garantiyi vermeyebilir.